Medya kuruluşlarının Ankara temsilcileriyle bir araya gelen Bakan Fidan, önemli değerlendirmeler yaptı. Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının küresel finans ve enerji piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açabileceğini belirten Fidan, İran’dan doğal gaz akışının kesilmesi ya da Körfez ülkelerinden enerji ithalatında ciddi bir aksama yaşanmasının küresel ölçekte enerji arz güvenliği açısından önemli bir risk doğurabileceğini vurguladı. Bakan Fidan, tüm bu durumların, ABD’yi kısa sürede sonuç almaya zorlayabileceğine işaret etti. Meseleyi her boyutuyla ele aldıklarını dile getiren Fidan, “Bu meselenin askeri, güvenlik, siyasi, ekonomik ve enerji boyutlarını ayrı ayrı çalışıyoruz, olası senaryolara göre atılabilecek adımlar üzerinde hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Bizim temel isteğimiz, talebimiz net. Karşılıklı saldırılar bir an önce dursun ve yeniden diplomasiye dönülsün. Bunu da bütün görüşmelerimizde açık şekilde vurguluyoruz” ifadelerini kullandı.

SALDIRILAR TÜRKİYE’YE SIÇRAYABİLİR Mİ?
Bakan Fidan, bölgedeki saldırıların Türkiye’ye sıçrayıp sıçramayacağına yönelik soruyu da yanıtladı. Fidan, “İran konusundan bağımsız olarak konuşuyorum. Türkiye kendini her zaman korur. Bunun için gerekli iradeye de yeteneğe de sahibiz” yanıtını verdi. Yeniden bir barış ortamının sağlanması için yoğun çaba içinde olduklarını dile getiren Fidan, şöyle dedi: “Sükunetin sağlanması ve yeniden bir barış ortamı oluşması için yoğun bir çaba içindeyiz. İran’da ve genel olarak bölgemizde istikrarın korunması kritik. Bu nedenle çatışmaların bir an önce bitmesi ve diplomatik sürecin başlaması gerektiğini her fırsatta söylüyoruz. Burada aslında tek katmanlı müzakere yok, çok katmanlı müzakere var. Birincisi savaşan tarafları tekrar masaya getirebilir miyiz? Saldıran taraf saldırısını ne zaman durduracak veya durdurmaya hazır? Minimumu bunun, onları tatmin edecek bir askeri yetersizliğe ulaştırmak. Minimum savaşı durdurma şartı. Maksimumu da rejim değişikliği. Yani, savaş, en erken temel askeri kabiliyetlerin yok edilmesi veya etkisiz hale getirilmesiyle, en geç ise İran’da bir rejim değişikliğiyle sona erebilir. Bu minimum şartın gerçekleşmesi belli bir süre, belli bir askeri operasyon silsilesi isteyecek. İran geniş bir coğrafya. Füze sistemleri, radar sistemleri, hava savunma sistemleri, elektronik harp sistemleri, deniz kuvvetleri çok yere dağılmış.” Bakan Fidan, başka ülkelerdeki yetkililerle temas halinde olduğunu, barış için ortak hareket edilmesi gerektiğini de anlattı.

İRAN’DAKİ TÜRK VATANDAŞLARININ DURUMU
Şu ana kadar çatışmalarda hayatını kaybeden Türk vatandaşının olup olmadığı sorusuna da yanıt veren Fidan, “Çatışma bölgelerindeki vatandaşlarımızı yakından izliyoruz. Şu ana kadar olaylarda yaralanan ya da hayatını kaybeden herhangi bir vatandaşımız yok. İran’da, çifte vatandaşlar dahil, yaklaşık 20 bin civarında vatandaşımız bulunuyor. İran’la olan üç sınır kapımızdan hem Türk vatandaşlarımız hem de üçüncü ülke vatandaşları ülkemize şu an itibarıyla sorunsuz şekilde geçiş yapabiliyor. Çağrı merkezimiz var, Başkonsolosluklarımız, Büyükelçiliklerimiz, burada Konsolosluk işleri ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü yani 24 saat çalışıyoruz. Her saatte bir rapor alıyoruz. Şu anda can güvenliği açısından çok büyük bir sıkıntı yok” şeklinde konuştu.
İRAN’DAN TÜRKİYE’YE GÖÇ DALGASI ENDİŞESİ
Türkiye’ye İran’dan büyük bir göç dalgası olmasına yönelik endişelerle ilgili olarak ise Bakan Fidan, şu değerlendirmeyi yaptı: “Biz geçen Haziran Savaşı’ndan itibaren Dışişleri’nin koordinasyonunda ilgili birimlerle koordine toplantısı yapıyoruz. İçişleri, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Kızılay, Savunma, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT). Her türlü planlamayı yapıyoruz. Bu konuda halkımız müsterih olsun. Gerekli imkanlara ve planlamalara sahibiz. Şu anda İran kendi vatandaşlarını sınırdan çıkarmıyor. İran izin vermiyor şu anda. Dolayısıyla İran’dan hiç kimse gelmiyor şu anda bize.”
Kaynak: Hedef Gazetesi – Aydın Haberleri – aydinhedef.com.tr

