ADÜ Ziraat Fakültesi Su Ürünleri Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Deniz Çoban, Hedef Gazetesi’ne yaptığı açıklamada, balık yemi konusunda iklim değişikliğinin yanı sıra dünyadaki savaşlara bağlı olarak sıkıntıların ortaya çıktığını belirtti. Daha fazla yem üretip stokları koruma zorunluluğunun doğduğuna işaret eden Çoban, bu açıdan ADÜ’nün öncülük ettiği projenin büyük önem taşıdığını dile getirdi.
GELECEĞE YÖNELİK ÖNEMLİ TEDBİR
Prof. Dr. Deniz Çoban, mısır fermente ürünlerinin balık yeminde yeni bir alternatif olduğunu kaydetti. Balık ununun uzun yıllardır su ürünleri yetiştiriciliğinde kullanılan en değerli protein kaynağı olarak kabul edildiğine parmak basan Çoban, yüksek ham protein içeriği, dengeli amino asit profili ve kolay sindirilebilirliği sayesinde balıkların sağlıklı büyümesi için “altın standart” konumunda olduğunu aktardı. Çoban, tüm bunlarla birlikte küresel ölçekte balık ununa olan talebin artması, doğal stokların azalması ve ekonomik sürdürülebilirlik sorunları nedeniyle bu kaynağın gelecekte tek başına kullanımının mümkün görünmediğini vurguladı.

ALTERNATİF ÇÖZÜM ARAYIŞI
Prof. Dr. Çoban, tüm bu nedenlerle araştırmacılar ve yem üreticilerinin balık ununu kısmen veya tamamen ikame edebilecek yeni protein kaynaklarına yönelmek durumunda kaldıklarını anlattı. Özellikle tahıllar, yağlı tohumlar ve baklagillerden elde edilen bitkisel protein konsantreleri üzerinde yoğun çalışmalar yapıldığını ifade eden Çoban, “Bunların başında ilk defa bizim de çalıştığımız DDGS (Distillers Dried Grains with Solubles), yani kurutulmuş distiller tahılları ve çözünür maddeler gelmektedir. Başta mısır olmak üzere tahıllardan etanol üretimi sırasında ortaya çıkan değerli bir yan üründür.” dedi.

SÜRDÜRÜLEBİLİR YEM HAMMADESİ
Üretim sürecinin, mısırın öğütülüp nişastasının açığa çıkarılması ve maya ile fermente edilerek etanol ve karbondioksite dönüştürülmesiyle başladığını anlatan Prof. Dr. Çoban, “Damıtma aşamasında etanol ayrılırken geriye yaş distiller tahılları kalır. Bu tahıllar, üretim sırasında elde edilen ve yoğunlaştırılan sıvı çözeltiyle yeniden birleştirilir ve kurutma işleminden geçirilerek DDGS elde edilir. Yüksek protein, lif, yağ ve mineral içeriği sayesinde DDGS, hem iç pazarda hem de uluslararası yem sektöründe sığır, domuz, kümes hayvanları ve su ürünleri yetiştiriciliğinde sürdürülebilir bir yem hammaddesi olarak önemli bir yer edinmiştir.” şeklinde konuştu.

ÖNEMLİ SONUÇLAR BEKLENİYOR
Prof. Dr. Çoban, ADÜ Ziraat Fakültesi ile ABD Tahıl & Bioürünler Konseyi (US Grains & Bioproducts Council) arasında 18 Nisan 2022 tarihinde ikili mutabakat antlaşması imzalandığını, bu çerçevede su ürünleri yetiştiriciliğinde kullanılan yem rasyonlarının geliştirilmesine yönelik kapsamlı bir araştırma projesinin hızla devam ettiğini aktardı. Projenin temel amacının balık yemlerinde kullanılan protein kaynaklarını çeşitlendirerek hem sürdürülebilir hem de ekonomik alternatifler üretmek olarak belirlendiğine işaret eden Çoban, önemli sonuçlar elde edilmesinin beklendiğini dile getirdi.

ULUSLARARASI PAZARLARA YÖN VERECEK
Proje kapsamında gökkuşağı alabalığı, levrek ve çipura üzerinde yapılan denemelerin tamamlandığını ifade eden Çoban, şunları kaydetti: “Araştırma, özellikle DDGS (Distillers Dried Grains with Solubles-Kurutulmuş Distiller Tahılları ve Çözünür Maddeler) kullanımını farklı seviyelerde inceleyerek balıkların büyüme performansı, besin verimliliği ve fillet kalitesi üzerindeki etkilerini değerlendirmeyi hedefliyor. Projenin tüm finansmanı, ABD Tahıl & Bioürünler Konseyi tarafından sağlanıyor ve uzun soluklu bir çalışma olarak planlanıyor. Proje kapsamında gökkuşağı alabalığı, levrek ve çipura üzerinde yapılan denemeler tamamlanmıştır. Bu çalışmalar sayesinde, DDGS’in balık yemlerinde optimal kullanım seviyeleri, amino asit takviyeleri ve diğer besin içerikleri konusunda detaylı veriler elde edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarının, hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda su ürünleri yem formülasyonlarına yön verecek nitelikte olması bekleniyor.”

BULGULAR FAYDA SAĞLAYACAK
Aydın’da sürdürülen projenin, sürdürülebilir balık yemlerinin geliştirilmesi ve yem maliyetlerinin optimize edilmesi açısından büyük önem taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Çoban, sözlerini şöyle tamamladı: “Elde edilecek bulgular, sektörün ihtiyaçlarına doğrudan katkı sağlayacak ve uzun vadede hem üretici hem de tüketici için fayda sağlayacaktır. ABD Tahıl Konseyi temsilcileri de, Türkiye’de yürütülen bu çalışmanın, DDGS ve diğer mısır yan ürünlerinin farklı hayvan türlerinde kullanım potansiyelini gösterecek önemli bir referans olacağını düşünmektedir. Bu sayede, DDGS ve benzeri alternatif protein kaynaklarının yem formülasyonlarındaki etkisi ve ekonomik avantajları daha kapsamlı şekilde değerlendirilebilecektir.”
Kaynak: Hedef Gazetesi

