Efeler’de yıllardır matbaacılıkla uğraşan Karaağaç ailesi, değişen teknolojiye ayak uydurarak geleneksel baskı sisteminden dijital sisteme geçiş yaptığını belirtti. Baba, anne ve oğulun birlikte yürüttüğü işletmede hem matbaa hem reklam işleri titizlikle yürütülüyor. Aile, bir yandan geçmişin ustalık kültürünü yaşatmaya çalışırken, diğer yandan teknolojik dönüşüme uyum sağlamanın zorluklarını da deneyimliyor.

“İŞİMİ AŞKLA YAPIYORUM”
Geçmişin ustalık kültürünü yaşatmaya devam ettiğini ve uzun yıllardır matbaacılıkla uğraştığını belirten Mehmet Karaağaç, “Ben 49 yıldır bu mesleğin içindeyim. Eskiden tipo sistemiyle yani harflerin tek tek dizilmesiyle baskı yapardık. Şimdi bilgisayardan alınan çıktılarla ofset baskı sistemine geçtik. Artık kaşe, kartvizit, magnet, broşür, tabela, dijital baskı, serigrafi, davetiye gibi reklam ağırlıklı işler yapıyoruz. Ancak sosyal medyanın etkisiyle davetiye gibi ürünlerde talep azaldı. Eskiden 500 davetiye basarken şimdi 200’ü zor buluyoruz. Teknoloji hem kolaylık getirdi hem de iş gücünü azalttı. Eskiden 6 kişiyle yürüyen işi artık 3 kişiyle yapabiliyoruz. Yeni nesil bu mesleğe ilgi duymuyor, çünkü ağır bir iş. Ama ben işimi aşkla yapıyorum; renklerle uğraşmak, bir işi bitirmenin mutluluğu beni hala heyecanlandırıyor” dedi.

“OFSET BASKI DAHA ÇOK TERCİH EDİLİYOR”
Dijital baskının fiyatının yüksek olduğu için ofset baskının tercih edildiğini belirten Mehmet Karaağaç, “Dijital baskı sistemi, pahalı bir malzeme olduğu için az tirajlı işler için geçerli oluyor. Çoklu baskılar için binlik 5 binlik grupların üzerinde baskılar için ofset baskı daha çok tercih ediliyor. Tek başına yapılan bir iş de değil bizimki baskı atölyesinde bir kişi ve bilgisayar bölümünde bir kişi olması gerekiyor. Müşteri kapıdan içeri girdiği zaman siparişin arkasından hemen bilgisayar işlemi gelir. Bilgisayarda hazırlanması müşterinin işi onaylaması sonrasında baskı işlemi gelir. Baskıdan sonra el işçiliği olur ve paketleme süresi olur. Bizim iş yerimizde de bilgisayarda hazırlama işlemini oğlum yapıyor ben baskı işlemini gerçekleştiriyorum. Eşim de el işçiliği ve paketleme süresini yönetiyor. Burada ailecek hep birlikte işlerimizi yapıyoruz. Yeni nesil çıraklar da bu işi sevmiyor. Bizim mesleğimiz ağır bir meslek olduğu için çalışmak istemiyorlar. 18 yaşını geçmiş liseden mezun olmuş bir kişi burada bu işin çıraklığını yapmıyor. Eskiden 10 yaşında bu işe başlanırdı 18 yaşında kalfa olunurdu askerden geldiğinde dükkan açabilecek seviyeye gelebilirdi. Bütün meslekte bu böyle” diye konuştu.
[related-posts id=”98711″ color=”bg-primary”][/related-posts]

“BABA MESLEĞİNDEN DEVAM ETTİM”
Hem reklamcılıkla hem de matbaacılıkla ilgilenen 32 yaşındaki Cengizhan Karaağaç, “Çocukluğumdan beri babamın yanında matbaada yetiştim, ama sonrasında reklam alanına yöneldim. Yaklaşık 4 yıldır bu işletmenin sahibiyim. Şu an ağırlıkla reklam üzerinde çalışıyorum. Küçükken babamın ve babamın arkadaşlarının yanında işi öğrendim. Sonrasında da matbaadan değil reklam üzerine yani baba mesleğinden devam ettim. Genelde tabelaların, cam giydirmelerin, araç giydirmelerin bazı hediyelik ürünlerin tasarımını yapıyorum. Dijital baskı olarak ofset baskıya göre fiyatları yüksek olduğu için müşteriler genelde dijitale yönelmiyorlar. Ben tasarımları bilgisayar üzerinden onay sürecinden geçtikten sonra işi babam devralıyor. El işçiliğine göre işimizin siparişimizin süresi değişiyor. Burada çalışmamaktan ailemle olmaktan çok mutluyum. Daha rahatız ailecek olduğumuz. Zaten çırak yetiştirilmiyor, bu konuda sıkıntılı durumdayız. Çıraklar genelde oturarak çalışmak istiyorlar çok maaş almak istiyorlar ama böyle de olmuyor. Gelecek için hedeflerim reklam işini artırmak istiyorum yükseltmek istiyorum. Matbaa kısmını korumak istiyorum” ifadelerini kullandı.

“EŞİME YARDIM EDİYORUM”
Ailecek çalıştığı için mutluğu olduğunu belirten ve el işçiliğiyle işlere yardım ettiğini vurgulayan Şermin Karaağaç, “Oğlumla eşimle birlikte çalışmak çok güzel. El işçiliği olduğu yerlerde eşime yardım ediyorum. Ve çok mutluyum seviyorum işimi. Evde sıkılıyordum ama şu anda hem evde işlerimi yapıyorum hem de burada yardıma geliyorum el işçiliğini yapıyorum. Zorluğu tabi ki var, işleri öğrenene kadar belli bir aşamalardan geçtim. Ama yine de eşim işin ehli olduğu için ondan işi öğrenmek çok güzel. Vaktimde güzel geçiyor. Para da kazanıyorum. Yaptığım işin elimin emeğimin parasını alıyorum. Eskiden büromuz başka yerdeydi burası açılalı 4 yıl oldu bende açıldığından beri el işçiliğine devam ediyorum. Arada makinaya da bakıyorum eşim tarif ediyor elimden geldiğinde yapıyorum. Meraklıyım da öğrenmeyi devam ediyorum. Elimden geldiğince sağlım yerinde oldukça öğrenmeye ve işlerimi yapmaya devam etmeyi düşünüyorum” dedi.
Kaynak: Hedef Gazetesi

