Türkiye Cumhuriyeti toprakları, Kurtuluş Savaşı’ndan yalnızca 12 yıl sonra bu kez gökyüzünde yaşanan sıra dışı ve kanlı bir çatışmaya sahne oldu. Tarihler 1934 yılının Haziran ayını gösterdiğinde, Bursa’dan Aydın’a uzanan geniş bir coğrafyada kartallar ile leylekler arasında başlayan mücadele, kısa sürede tarihin en ilginç hayvan savaşlarından biri olarak kayıtlara geçti. Meşeli Mahallesi’nde yaşayan 83 yaşındaki Cevat Sarıkaya, 83 yaşındaki Hamit Aldemir ve 78 yaşındaki Mehmet Özer, olayı ailelerinden duyduklarını anlatarak o yıllarda leyleklerin mahalleyle bağının olduğunu vurguladı. Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Veteriner Fakültesi Hayvan Beslenme Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Onur Tatlı, konuyu bilimsel açıdan ele alarak Türk toplumunda leyleklerin önemine vurgu yaptı. Leyleklerin yıllardan beri insanlarla görünmez bir bağ oluşturduğunu dile getiren Tatlı, yaşanan olayın leyleğe atfettiği kültürel değer ve korumacı refleksle gerçekleşmiş olabileceğini konu aldı. Söz konusu olayın, basın yoluyla da bütünleşerek efsanevi bir değer kattığını açıkladı.

SAVAŞ BURSA’DA BAŞLADI
Olaylar, Uludağ zirvelerinde yaşayan altı kartalın Bursa’nın Orhangazi ilçesi yakınlarında bir leylek yuvasına saldırmasıyla başladı. Kartallar, anne ve baba leyleği öldürdü, yavruları ise alıp götürdü. Bu saldırı, bölgede büyük bir huzursuzluk yarattı. Birkaç gün sonra kartallar aynı niyetle bir başka leylek yuvasına yöneldi. Ancak bu kez yuva boştu. Nasıl haberleştikleri tam olarak anlaşılamayan leylekler, yavrularını önceden güvenli bölgelere taşımış, anne ve baba leylekler de havada nöbete başlamıştı. Leyleklerin gagalarıyla çıkardıkları seslerle birbirlerini uyardıkları düşünülüyordu. Bu gelişmelerin ardından kartallar, gruplar halinde farklı bölgelerdeki leylek yuvalarına saldırmaya başladı. Aynı dönemde Türkiye’nin dört bir yanından yüzlerce leylek Bursa, Balıkesir, Manisa, Trakya ve Aydın hattına akın etti. Kartallar da benzer şekilde bu bölgelerde toplanmaya başladı. Yaklaşık iki ay süren bu olağanüstü toplanma süreci, yaklaşan büyük savaşın habercisiydi. Bölge halkı gökyüzündeki yoğun kuş hareketliliğini şaşkınlıkla izlerken, dönemin gazeteleri de bu durumu sayfalarına taşıdı.

BÜYÜK SAVAŞ AYDIN’DA PATLAK VERDİ
Ağustos ayına gelindiğinde beklenen savaş patlak verdi. Aydın’ın Menderes Deltası’nda kartallar ile leylekler, adeta iki düşman ordu gibi saflara ayrılarak gökyüzünde amansız bir savaşa girişti. Meşeli Köyü’ne kadar ulaşan hayvanların savaşı, bölgede yaşayan vatandaşları hayrete düşürdü. Kartallar güçlü pençeleriyle saldırırken, leylekler uzun ve sert gagalarıyla karşılık verdi. Günler süren savaşta her iki taraf da ağır kayıplar verdi.

HALK LEYLEKLERİN SAFINDA YER ALDI
Halkın gönlü leyleklerden yanaydı. Köylüler yaralanan leylekleri evlerinde tedavi etti, iyileşenler yeniden gökyüzüne salındı. Yaşını almış büyüklerin yaralı leyleklerin başında dua ettiği, yuvalardaki yavruları beslediği o dönemin gazetelerinde yer aldı. Halktan bazı kesimler devletin olaya müdahale etmesini istedi. Kızılay’a kan çağrıları yapıldı, hatta dönemin Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak’ın savaşı durdurması talep edildi. Ancak devletin herhangi bir müdahalede bulunmadığı öğrenildi.

LEYLEKLER SAVAŞI YERLEŞİM YERLERİNE ÇEKTİ
Kartallar savaşı dağlık ve ormanlık alanlara çekmek isterken, leylekler bilinçli şekilde savaşı insan yerleşimlerine yakın bölgelerde tutmaya çalıştı. Bu sayede insanların desteğini arkalarına alan leylekler, stratejik bir avantaj elde etti. Gazete kupürlerine yansıyan bilgilere göre; Menderes çevresinde çalışan çiftçiler, yaklaşık 2 bin leyleğin takviye birlik olarak savaşa katıldığını bildirdi. Bursa’dan ise 50 kadar kartalın Aydın’daki çatışmalara katılmak üzere Ege yönüne uçtuğu yazıldı.

KAYIPLAR AĞIR OLDU
Dönemin basınında yer alan bilgilere göre, Germencik ilçesine bağlı Meşeli Mahallesi Soğukpınar mevkiinde yaşanan şiddetli savaşta 29 leylek ve 33 kartal öldü. Bazı köylülerin av tüfekleriyle kartallara ateş ettiği de haberlerde yer aldı. Bir başka gazete kupüründe, Bandırma ve Balıkesir taraflarında da benzer savaş yaşandığı, savaş sonrası leylek yuvalarının yüzde 20-30 oranında azaldığı ve birçok yavrunun öksüz kaldığı ifade edildi. Yüzlerce kuşun hayatına mal olan savaş, günler sonra sona erdi. Sayıca üstün olan, daha iyi organize edilen ve insanların desteğini arkasına alan leylekler savaşı kazandı.

VATANDAŞLAR O DÖNEMİ ANLATTI
1934 yılında Aydın başta olmak üzere Bursa, Balıkesir ve Manisa’yı kapsayan bölgede yaşanan Leylek–Kartal Savaşı, Germencik’in Meşeli Mahallesi’nde yaşayan 83 yaşındaki Cevat Sarıkaya, 83 yaşındaki Hamit Aldemir ve 78 yaşındaki Mehmet Özer olayı ailelerinden duyduklarını anlatarak o yıllarda leyleklerin mahalleyle bağının olduğunu vurguladı. O dönemi birebir görenlerin anlattıkları, yıllar boyunca kuşaktan kuşağa aktarılarak bugüne geldi.

“HAVADA DÖVÜŞMÜŞLER”
1942 doğumlu Cevat Sarıkaya, savaşı babasından dinlediğini belirterek, “Önceden burada leyleklerle kartalların savaşı olmuş. Babamız 102 yaşındaydı, biz çocukken anlatırdı. ‘Leylekle kartal savaştı’ derdi. Havada dövüşmüşler yani. Birbirlerini kırmışlar. Leylekler ölmeye başlayınca yere düşüyorlarmış. Görenler de müdahale etmiş. Buralarda silahla kartalı vurmuşlar, öldürmüşler. İnsanlar leylekleri tutmuşlar” dedi.

“KÖYLÜLER LEYLEKLERİ DESTEKLEDİ”
83 yaşındaki Hamit Aldemir ise savaşın yaşandığı dönemde babasının Meşeli Mahallesi’nde muhtar olduğunu ifade ederek şunları anlattı:
“Babam anlatırdı bize; ‘Kartallarla leylekler dövüştüler’ derdi. ‘Leylekleri destekledik, onları kurtardık’ dedi. Ben savaşı görmedim ama benim çocukluğumda kartallar, leylekler toplu toplu geliyordu. Bu dağların üstüne konuyorlardı. Hatta kartallar bir köylünün öküzünü bile yedi. Hayvanı öldürdüler, kaçtılar. Köylüler leylekleri destekledi. Babam zaten o dönem muhtardı, savaş onun zamanında oldu”
“ESKİDEN HER TARLADA LEYLEK OLUYORDU”
78 yaşındaki Mehmet Özer ise leyleklerin bir zamanlar tarım alanlarının ayrılmaz parçası olduğunu dile getirerek, “Eskiden her tarlada leylek oluyordu. Orak biçerken her tarlada leylek vardı. Arkamızda üç-dört tane leylek olurdu. Ama şimdi leyleğin yüzünü görmüyoruz” ifadelerini kullandı.
BİLİMSEL AÇIDAN ELE ALINDI
Adnan Menderes Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Beslenme Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Onur Tatlı olayı bilimsel açıdan değerlendirerek, “Leylekler, Anadolu coğrafyasında yalnızca biyolojik bir tür olarak değil, aynı zamanda kültürel ve simgesel bir varlık olarak da yüzyıllardır önemli bir yere sahiptir. Türk toplumunda leylek; bereket, bahar, yolculuk ve masumiyet ile özdeşleştirilmiş; bu algı, doğrudan korumacı ve merhamet temelli bir yaklaşımı beraberinde getirmiştir. Bu yaklaşımın tarihsel karşılıklarından en çarpıcısı, Osmanlı döneminde Bursa’da kurulmuş olan Gurabahane-i Laklakan’dır. Sakatlanan ve bakıma muhtaç leyleklerin tedavi edildiği bu kurum, insan–yaban hayvanı ilişkilerinin etik boyutuna dair erken ve özgün bir örnek sunmaktadır. Bu kültürel zemin, 1930’lu yıllarda basına yansıyan ve günümüzde ‘leylek–kartal savaşı’ olarak anılan olayların toplumsal algılanış biçimini de doğrudan etkilemiştir. 1934 yılında Batı Anadolu ve Marmara bölgesinde yayımlanan gazete haberlerinde, leylekler ile kartallar arasında ‘harp’, ‘savaş’, ‘cephe’ gibi ifadelerle tanımlanan yoğun çatışmalardan söz edilmektedir. Bu haberlerin tarihsel olarak gerçek gazetelere ait olduğu kuşkusuzdur. Ancak olayın biyolojik gerçekliği ile basında sunulan anlatı arasında belirgin bir kavramsal ayrışma bulunmaktadır. Veteriner etoloji açısından değerlendirildiğinde, söz konusu durumun büyük olasılıkla: göç ve üreme döneminde yüksek yoğunluktaki leylek popülasyonu, aynı ekosistemde bulunan yırtıcı kuşların (kartal, şahin vb.) artan av baskısı, leyleklerin yavru ve yuva savunması sırasında sergilediği toplu taciz ve uzaklaştırma davranışı sonucunda ortaya çıkan olağandışı ama doğal bir etkileşim olduğu anlaşılmaktadır. Veteriner hekimlik, davranış ve ekoloji perspektifinden bakıldığında; 1934 yılında bildirilen olaylar tamamen uydurma değildir, ancak anlatıldığı biçimiyle bilinçli, organize ve süreklilik arz eden bir ‘savaş’ söz konusu değildir. Olaylar; doğal kuş davranışlarının, çevresel koşulların ve dönem basınının anlatım diliyle birleşmesi sonucu efsaneleşmiştir” diye konuştu.

DÜNYA BASINI VE ASKERİ OKULLARA KONU OLDU
Bu sıra dışı savaş, yalnızca Türkiye’de değil, dünya basınında da yankı uyandırdı. New York Times başta olmak üzere birçok uluslararası yayın organı olayı yakından takip etti. Yıllar sonra ise leylekler ile kartalların bu mücadelesi, Kara Harp Okulu ve Hava Harp Okulu’nda havacılık derslerinde taktik örneği olarak anlatıldı. Kartalların arazi avantajı, leyleklerin ise insan desteği ve organizasyon kabiliyeti, askeri strateji bağlamında öğrencilere aktarıldı.
1934 yazında yaşanan bu olağanüstü olay, tarihte büyük savaşların yalnızca insanlar arasında değil, doğanın kendi içinde de yaşanabildiğinin en çarpıcı örneklerinden biri olarak hafızalara kazındı.
Kaynak: Hedef Gazetesi – Aydın Haberleri – aydinhedef.com.tr

