ABD Ulusal Bilimler Akademileri tarafından hazırlanan yeni rapor, Federal Havacılık İdaresi’nin (FAA) pilotlar ve kabin görevlilerinin kozmik radyasyona maruz kalmasını izleme ve yönetme sistemini güçlendirmesi gerektiğini ortaya koydu. Rapor, uzun yıllara yayılan radyasyon maruziyetinin mesleki bir risk olarak ele alınmasını ve uçuş ekipleri için daha kapsamlı koruma politikalarının geliştirilmesini öneriyor.
Bilim İnsanlarından Uçuş Ekipleri İçin Kozmik Radyasyon Uyarısı
ABD’de yayımlanan yeni bir bilimsel rapor, pilotlar ve kabin görevlilerinin yüksek irtifalarda maruz kaldığı kozmik radyasyonun daha etkin takip edilmesi gerektiğini ortaya koydu. Ulusal Bilimler Akademileri tarafından hazırlanan ve ABD Kongresi’nin talebi üzerine Federal Havacılık İdaresi (FAA) desteğiyle yayımlanan çalışma, mevcut uygulamaların uçuş ekiplerinin uzun vadeli radyasyon maruziyetini yönetmekte yetersiz kaldığını belirledi.
Raporda, kozmik radyasyonun tek bir uçuş sırasında oluşturduğu riskten ziyade, kariyer boyunca biriken toplam dozun sağlık açısından dikkate alınması gerektiği vurgulandı.
Rapor FAA’nın Mevcut Yaklaşımını Yetersiz Buldu
Ulusal Bilimler Akademileri’nin değerlendirmesine göre FAA’nın kozmik radyasyon konusundaki mevcut uygulamaları “tutarsız ve yetersiz” bir yapı sergiliyor.
Raporda, uçuş sırasında alınan kozmik radyasyonun mesleki tehlike olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilirken, pilot ve kabin ekiplerinin kariyerleri boyunca maruz kaldıkları toplam radyasyon dozunun düzenli olarak takip edilmesi, risklerin açık şekilde anlatılması ve çalışanlara daha kapsamlı eğitim verilmesi tavsiye edildi.
Araştırma, 2024 FAA Yeniden Yetkilendirme Yasası kapsamında ABD Kongresi’nin talebi doğrultusunda hazırlandı.
Yüksek İrtifada Kozmik Radyasyon Artıyor
Kozmik radyasyon yalnızca havacılık sektörüne özgü bir risk olmasa da, pilotlar ve kabin görevlileri çalışma sürelerinin büyük bölümünü atmosferin koruyucu etkisinin azaldığı yüksek irtifalarda geçiriyor.
Maruziyet Uçuş Koşullarına Göre Değişiyor
Rapora göre radyasyon miktarı;
Özellikle uzun menzilli ve kutuplara yakın yüksek enlem uçuşlarında alınan radyasyon dozunun, kısa mesafeli iç hat uçuşlarına göre daha yüksek olabileceği ifade ediliyor.
Asıl Risk Tek Uçuş Değil, Kariyer Boyunca Biriken Maruziyet
Bilim insanları, kozmik radyasyonun etkisinin tek bir uçuşta oluşan dozdan çok, yıllar içinde biriken toplam maruziyetten kaynaklandığını vurguluyor.
Raporda, ABD’deki uçuş ekiplerinin meslek grupları arasında en yüksek radyasyon maruziyetine sahip çalışanlardan biri olduğu belirtilirken, diğer radyasyonla çalışan mesleklerde uygulanan kişisel takip ve eğitim sistemlerinden aynı ölçüde yararlanamadıkları ifade edildi.
Hamile Personel İçin Daha Yakın Takip Öneriliyor
Araştırmacılar, yolcu uçaklarının kozmik radyasyona karşı pratik biçimde korunmasının mümkün olmadığını belirtiyor.
Uçuş Verileriyle Maruziyet Hesaplanabilir
Bunun yerine havayolları ve düzenleyici kurumların;
Raporda özellikle hamile pilotlar ve kabin görevlileri için kariyer boyunca biriken radyasyon dozunun daha yakından takip edilmesi gerektiği tavsiye ediliyor.
Sağlık Riskleri Araştırılmaya Devam Ediyor
ABD Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Enstitüsü (NIOSH), iyonlaştırıcı radyasyonun kanser ve üreme sağlığı üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirtiyor.
Araştırmalarda uçuş ekiplerinde;
Ancak araştırmacılar, söz konusu sağlık sorunlarının yalnızca kozmik radyasyondan kaynaklandığının bilimsel olarak kesin şekilde kanıtlanamadığını vurguluyor.
Kişisel Ölçüm Eksikliği Bilimsel Çalışmaları Zorlaştırıyor
Rapora göre bugüne kadar uçuş ekiplerinin büyük bölümü kariyerleri boyunca kişisel radyasyon dozimetresi kullanmadı.
Bu nedenle bilim insanları, maruziyet seviyelerini doğrudan ölçmek yerine pilot ve kabin görevlilerinin uçuş geçmişleri üzerinden hesaplamak zorunda kalıyor.
Ayrıca pilotların düzenli sağlık kontrollerinden geçmesi ve genel nüfusa göre daha sağlıklı kabul edilmesi, uzun dönemli sağlık araştırmalarının değerlendirilmesini de güçleştiriyor.
FAA’ya Risk Yönetimini Güçlendirme Çağrısı
Rapor, hava yolu taşımacılığının yolcular veya mürettebat için akut bir sağlık riski oluşturduğunu ileri sürmüyor.
Bununla birlikte bilim insanları, FAA’nın uzun yıllardır bilinen bu mesleki riski daha sistemli biçimde takip etmesi, risk iletişimini geliştirmesi ve uçuş ekiplerine daha açık, tutarlı ve kapsamlı bilgi sunması gerektiği sonucuna varıyor.
Orijinal Haberi Görüntüle

