Daha öncesinde benzer kabarcıkların oluştuğu bölgelerde deprem olduğunu öne süren vatandaşlar, rahat uyuyamadıklarını dile getirdi. Kot seviyesinin 28.75 metreye düştüğü gölde çekilmenin izleri net bir şekilde belli olurken, dipten yüzeye gelen kabarcıklar ise kaygıları körükledi.
Uzun yıllardır gölde dalış ve balıkçılık yapan Güngör Demirci ‘Su kaynıyor’ sözleriyle o anları kaydederken, gölde oluşan hareketlilik herkesi meraklandırdı. Sapanca Gölü’ne gelen Fatih Mehmet Akdemir isimli vatandaş, daha öncesinde buna benzer farklı bölgelerde kabarcıkların oluştuğunu ve akabinde deprem olduğunu savunarak, “Gölde önce sular çekildi. Sonrasında ise kabarcıklar, fokurdama olayı ile karşı karşıya kalındı. Herkes korkuyor, rahat uyuyamıyoruz. Yetkililerin bu konuda gerekli incelemeleri yaparak en azından bir açıklama yapması lazım. Daha önce böyle bir olaya rastlamadık. Depremden önce bu tür olayların başka yerlerde olduğunu gördüğümüz için tedirginiz. Ondan ötürü biz korkuyoruz” ifadelerini kullandı.

FAY HATTI SAPANCA GÖLÜ’NDEN GEÇİYOR
Endişelerin ardından konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Sakarya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Murat Utkucu, Kuzey Anadolu fay hattının Sapanca Gölü’nden geçerek Sakarya ve Kocaeli’ni içine aldığına dikkat çekti. Utkucu, şunları kaydetti: “Fay hatları boyunca su çıkışları, gaz çıkışları gözlenen doğal süreçlerdir. ‘Burada deprem habercisi mi?’ diye hep sorular soruldu. Bu fay hattının karakteristik depremi yediden büyük bir deprem ve yediden büyük deprem 1999 yılında gerçekleşti. Bu gerçekleşen deprem 25 yıl önce gerçekleştiği için bu fay hattının yine bu karakteristik depremi üretmesi için yüz yılı aşan bir süre geçmesi lazım. Dolayısıyla bu açıdan ‘büyük bir depremin habercisidir’ diyemeyiz. Fakat bu gözlemden bağımsız olarak söylüyorum yediden büyük bir depremi üreten fay hattı boyunca her zaman beşlik, dörtlük, üçlük depremler beklenmelidir. Su seviye değişimleri, su çıkışları, gaz çıkışları, radon gazı çıkışları… Bunlar depremlerinin habercisi sayılabilecek unsurlardan biridir fakat deprem bilimde tek bir belirtece bakılarak deprem tahmini yapılmaz. Çok sayıda belirticinin aynı anda bu şekilde herkesin dikkatini çekecek bir farklılık göstermesi lazım ve bunların da ölçülerek netleştirilmesi lazım. Dolayısıyla tek bir belirtece bakarak ‘deprem olacak’ demek bilimsel açıdan yanlış bir yargı olacaktır. Endişeye mahal yok, her zamanki gibi doğal bir süreç içinde yaşıyoruz. Bu fay hattına yakın yaşayan insanlar olarak ne yapmamız lazım? Beşlik, dörtlük depremleri her zaman için zaten hazır olmamız lazım. Bu göl bu fayın oluşturduğu çukurluk üzerinde oluşmuştur, bu fay burada basamak yapıyor ve fay hatları boyunca su çıkışları olacaktır.”

[related-posts id=”100515″ color=”bg-primary”][/related-posts]
“SU KÜTLELERİ DEPREMLERİ TETİKLEYEBİLİR”
Göl seviyesinin düştüğünü, su kütlelerinin faylar üzerinde depremleri tetikleyebileceğini aktaran Utkucu, sözlerini şöyle tamamladı: “Hepimiz şahidiz göl seviyesi oldukça düştü dolayısıyla su kütleleri faylar üzerinde depremleri tetikleyebilirler. Dolayısıyla burada su seviyesi oldukça düşmüş durumda. Bu da fay üzerindeki fay boyunca dengeyi değiştirmiş olabilir. Gözenek sıvı basıncını değiştirmiş olabilir. Buna bağlı olarak bu gözenek sıvı basıncını değişimine bağlı olarak böyle anomalik olaylar gözlenebilir. Yani bir dengenin değiştiği kesin su kitlesinin bu su seviyesinin ne kadar alçaldığını görüyoruz. Van Gölü’nde böyle bir durum var su seviye değişimleri hatta ben araştırmıştım. Van Gölü ve yakın çevresinde işte neler var? Bir metre su seviyesi anomalik olarak değiştiği zaman yükseldi veya alçaldığı zaman orada faylar boyunca gölün altında veya hemen yakın civarında depremler oluyor. Dolayısıyla burada da böyle bir şey olabilir. Göl su seviyesi değişti, anomali bir değişiklik var. Normal bir vatandaşın bile dikkatini şey bir değişiklik var. Bunların hepsinin araştırılarak, ölçülerek veriye dayandırılarak söylenmesi lazım.”
Kaynak: Hedef Gazetesi

