IATA, Afrika hükümetlerine havacılığı vergi kaynağı değil, ekonomik kalkınmanın stratejik motoru olarak görme çağrısı yaptı. Güvenlik, maliyet, vize politikaları ve sürdürülebilirlik kıtanın havacılık geleceğini belirleyecek.
Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA), Afrika hükümetlerini ekonomik ve sosyal kalkınmanın stratejik bir itici gücü olarak havacılığa öncelik vermeye çağırdı.
“IATA’nın Afrika ve Orta Doğu Bölge Başkan Yardımcısı Kamil Alawadhi, “Havacılık Afrika için ekonomik bir altyapıdır. Değeri, sağladığı uzun vadeli faydalarda yatmaktadır. Güvenlik, maliyet rekabetçiliği, enerji güvenliği/sürdürülebilirlik ve iş yapma kolaylığına odaklanan bir havacılık stratejisi; istihdam yaratacak, ticareti mümkün kılacak, turizmi destekleyecek ve bölgesel entegrasyonu ileriye taşıyacaktır. Bunun yarattığı refah, hükümetlerin sosyal ve ekonomik kalkınmayı, yolculardan toplanabilecek herhangi bir vergiden çok daha kalıcı biçimde ilerletmesine olanak sağlayacaktır,” dedi.

Afrika’da Havacılık İçin Bir Strateji
IATA, Etiyopya’nın Addis Ababa kentinde düzenlenen Focus Africa Konferansı’nda hükümetleri aşağıdaki unsurları içeren kapsamlı bir havacılık stratejisi izlemeye çağırdı:
1. Güvenliğin Artırılması
Afrika, havacılık güvenliğinde önemli ilerleme kaydetmiştir. 2024 ile 2025 arasında kaza oranı milyon uçuş başına 12,13’ten 7,86’ya düşmüştür; ancak bu oran hâlâ küresel ortalama olan 1,32’nin oldukça üzerindedir ve tüm bölgeler arasında en yüksektir.
Afrika’da güvenliği daha da artırmak için IATA, IATA İş Birliğine Dayalı Havacılık Güvenliği İyileştirme Programı (CASIP) kapsamındaki tüm tarafları üç alanda kaynaklarını seferber etmeye çağırdı:
ICAO Standartları ve Tavsiye Edilen Uygulamaların (SARPS) uygulanmasını artırmak. Sahra Altı Afrika’daki 48 ülkeden 46’sında ortalama etkin uygulama oranı %60,34’tür; bu oran küresel ortalama olan %69,46’nın ve küresel hedef olan %75’in altındadır.
Kaza raporlarını yayımlamak. 2019-2023 döneminde kaza raporlarının yalnızca %19’u tamamlanmıştır; bu oran küresel ortalama olan %63’ün oldukça altındadır. Geciken, eksik ya da yayımlanmayan kaza inceleme raporları, güvenliği artırabilecek değerli verilerin kullanılmasını engellemektedir. Bu durum, Chicago Sözleşmesi Ek 13 kapsamındaki devlet yükümlülüklerine daha iyi uyum sağlanması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Küresel güvenlik denetimlerinden yararlanmak. IOSA, ISSA ve ISAGO’nun daha yaygın kullanımı, havayollarının güvenlik performansını güçlendirebilir, etkili düzenleyici denetimi destekleyebilir ve operasyonel güvenliğe yönelik tutarlı, risk temelli bir yaklaşımı teşvik edebilir.
2. Maliyet Rekabetçiliği
Afrika’da havacılık faaliyetlerinin maliyeti yüksektir. Bunun başlıca nedenlerinden biri, hükümetler ve altyapı sağlayıcıları tarafından uygulanan vergi ve ücretlerdir; bu yük Afrika’da küresel ortalamaya göre yaklaşık %15 daha fazladır. Bu sorunun çözümü için IATA şu çağrılarda bulundu:
Artan API-PNR ücretleri eğiliminin tersine çevrilmesi. Tanzanya’da tek yön için 45 ABD doları olan API PNR ücreti dünya genelinde en yüksektir. Angola, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Nijerya, Gana ve Kenya’daki ücretler de küresel normların üzerindedir. ICAO SARPS’a aykırı şekilde bu ücretlerden gelir elde edilmesi, bilet fiyatlarını bozmakta ve bağlantısallığı zayıflatmaktadır.
ECOWAS’ın Aralık 2025’te havacılık vergilerinin kaldırılması ve bazı ücretlerin %25 azaltılmasına yönelik kararının uygulanması. Bu kararın ulusal düzeyde eksiksiz ve gecikmeden uygulanması, maliyet düşüşünün faydalarını en üst düzeye çıkarmak için kritik önemdedir.
Havayolları için ikamet esaslı kurumlar vergilendirmesinin korunması. BM vergi tartışmalarında Afrika ülkelerinden gelen kaynak esaslı vergilendirme önerileri reddedilmelidir. Havacılığın sınır ötesi yapısı nedeniyle ikamet esaslı vergilendirme (verginin merkez ofisin bulunduğu yerde ödenmesi) en adil ve verimli yöntemdir. Kaynak esaslı vergilendirme, tek bir biletin “kaynağının” birden fazla ülkeye yayılması nedeniyle çifte vergilendirme riskini artıracaktır.
3. İş Yapma Kolaylığı
Havacılığın gelişmesi için iş yapmayı zorlaştıran engellerin kaldırılması şarttır. IATA, özellikle iki alana dikkat çekmiştir:
Gelirlerin küresel standartlara uygun şekilde sorunsuz biçimde transfer edilmesini sağlamak. Anlaşmalar ve ikili sözleşmeler, havayollarının elde ettikleri gelirleri ülkelerine transfer etme hakkını garanti altına alsa da, hükümetlerin bu yükümlülüklere uymaması fonların bloke edilmesine yol açmaktadır. Mart 2026 sonu itibarıyla Afrika ülkeleri, küresel ölçekte bloke edilen fonların en büyük payına sahiptir ve toplam tutar 774 milyon ABD dolarıdır.
En yüksek bloke edilen tutar 258 milyon ABD doları ile Cezayir’dedir; bunu XAF Bölgesi (105 milyon ABD doları), Mozambik (82 milyon ABD doları), Eritre (78 milyon ABD doları) ve Angola (73 milyon ABD doları) izlemektedir.
“Cezayir’de bloke edilen fonların büyüklüğü göz önüne alındığında, acil ve kararlı hükümet adımları hayati önemdedir. Ancak Ticaret ve İhracatı Teşvik Bakanlığı ve Merkez Bankası ile yürüttüğümüz temaslar sınırlı karşılık bulmuş, havayolları ağır yükümlülüklere uymalarına rağmen gecikmelerle karşılaşmaya devam etmiştir. Cezayir’de ve havayollarının gelirlerine erişimin engellendiği tüm ülkelerde hükümetler, sürdürülebilir bir çözüm bulmak için sektörle iş birliği yapmalı; aksi takdirde bağlantısallık açısından ciddi sonuçlarla karşılaşılacaktır,” dedi Alawadhi.
Vize yükünün azaltılması. Afrika içi seyahatlerin yaklaşık yarısı hâlâ seyahat öncesinde vize gerektirmektedir. Bu durum bölgesel hareketliliği, turizmi ve ekonomik entegrasyonu sınırlamaktadır. Vize gerekliliklerinin hafifletildiği ülkelerde turizm akışlarının arttığı, hatların daha dayanıklı hâle geldiği ve bölgesel hava taşımacılığının daha fazla kullanıldığı görülmüştür.
4. Sürdürülebilirlik ve Enerji Güvenliği: Afrika İçin Fırsatlar
Küresel enerji arzında yaşanan son aksaklıklar, özellikle Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) üretimi bağlamında enerji güvenliği ile sürdürülebilirlik arasındaki bağı ortaya koymuştur. IATA, Afrika’nın sürdürülebilirlik alanındaki çabalarını küresel yaklaşımla uyumlu hâle getirmesinin enerji güvenliği, istihdam ve gelir açısından önemli faydalar sağlayacağını belirtmiştir:
CORSIA’nın desteklenmesi ve Uygun Emisyon Birimlerinin (EEU) sağlanması. CORSIA, havacılığın iklim değişikliği üzerindeki etkisini yönetmeye yönelik küresel ölçekte kabul edilmiş tek ekonomik mekanizmadır. Afrika kıtası, havayollarının yükümlülüklerini yerine getirmesi için yaklaşık 57,6 milyon EEU sağlayabilecek potansiyele sahiptir. Bu durum önemli bir iklim finansmanı kaynağı olabilir; ancak şu ana kadar yalnızca Tanzanya, Malavi, Ruanda, Gambiya, Sierra Leone, Madagaskar ve Nijerya pazara giriş için ilk adımları atmıştır. IATA, tüm Afrika hükümetlerini Paris Anlaşması çerçevesinde bu potansiyeli değerlendirmeye çağırmaktadır.
SAF üretiminin teşvik edilmesi. IATA’nın Küresel Hammadde Değerlendirmesi, Sahra Altı Afrika’nın 2050 yılına kadar büyük ölçüde tarımsal kalıntılar, orman atıkları ve kentsel katı atıklardan yılda 106 milyon tona kadar SAF hammaddesi sağlayabileceğini göstermektedir. Bu kapasite, marjinal veya bozulmuş arazilerde yetiştirilecek enerji bitkileriyle desteklenebilir. Güçlü ve öngörülebilir teşvik politikaları ile toplama ve işleme altyapısına yapılacak yatırımlar sayesinde mevcut 1,5 milyon tonluk yenilenebilir yakıt kapasitesi hızla artabilir; bu da istihdam yaratacak ve enerji güvenliğini güçlendirecektir.
Kaynak: Havacılık Haberleri ve Savunma Haberleri | Airport Gündem

