KAAN Baş Mühendisi Emre Yaban, savaş uçağının hava-hava muharebesi, manevra ve düşük görünürlük kabiliyetlerinde iddialı hedeflerini açıkladı.
KAAN Baş Mühendisi Emre Yaban, Türkiye’nin 5. nesil savaş uçağının yalnızca F-16’nın yerini alacak bir platform olarak geliştirilmediğini söyledi. Yaban, KAAN’ın hava-hava muharebesi, yüksek manevra kabiliyeti ve düşük görünürlük alanlarında iddialı hedeflerle tasarlandığını belirtti.
Türkiye’nin 5. nesil savaş uçağı KAAN’ın Baş Mühendisi Emre Yaban, platformun yalnızca F-16’nın yerini alacak bir savaş uçağı olarak değil, dünyanın gelişmiş hava üstünlük uçaklarıyla aynı sınıfta yer alacak şekilde geliştirildiğini söyledi. Yaban, KAAN’ın F-22 Raptor, Su-57 Felon ve J-20 Mighty Dragon ile aynı sınıfta değerlendirildiğini, özellikle hava-hava muharebesi, yüksek manevra kabiliyeti ve düşük görünürlük alanlarında iddialı hedeflerle tasarlandığını ifade etti.
Emre Yaban’ın açıklamaları, KAAN’ın geliştirme sürecinde benimsenen tasarım yaklaşımına da ışık tuttu. Proje ekibi, uçağın merkezine hava üstünlüğü görevlerini yerleştirirken aynı zamanda çok rollü görevler gerçekleştirebilecek dijital bir mimari oluşturmayı hedefliyor.
“Artık 5. nesil savaş uçakları ligindeyiz”
Yaban, dünyada operasyonel 5. nesil savaş uçağı geliştirebilen ülke sayısının sınırlı olduğunu belirterek KAAN’ın doğrudan bu platformlarla rekabet edecek şekilde tasarlandığını ifade etti.
“Bizim sınıfımızda F-22, Rus uçağı Su-57 ve Çin uçağı J-20 gibi uçaklar yer alıyor.”
Bu değerlendirme, KAAN’ın tasarım önceliğinin hafif ve çok amaçlı bir savaş uçağından ziyade hava üstünlüğü odaklı ağır sınıf bir platform olduğunu ortaya koyuyor.
Hava-hava ve manevra kabiliyetinde yüksek hedef
KAAN Baş Mühendisi Emre Yaban’ın dikkat çektiği başlıklardan biri de uçağın manevra kabiliyeti oldu.
Yaban, KAAN’ın aerodinamik tasarımında yüksek hücum açılarında kontrol edilebilirlik, enerji koruyan dönüş performansı ve yakın hava muharebesinde yüksek çeviklik gibi kriterlerin önceliklendirildiğini belirterek şu ifadeyi kullandı:
“Bizim hava-hava ve manevra kabiliyetimiz çok daha yüksek olacak.”
KAAN’ın teknik mimarisinde çift motorlu yapı, dahili silah istasyonları, süperseyir hedefi ve +9G sınıfındaki uçuş limitleri de bu yaklaşımı destekleyen unsurlar arasında gösteriliyor.
KAAN’da düşük görünürlük hedefi
Emre Yaban’a göre KAAN’ın önemli özelliklerinden biri de düşük görünürlük kabiliyeti olacak.
Yaban, uçağın radar kesit alanının azaltılmasına yönelik gövde geometrisi, dahili mühimmat taşıma mimarisi ve kompozit yapısının önceki nesil platformların ötesinde geliştirildiğini belirterek şunları söyledi:
“Görünmezlik kabiliyeti çok daha yüksek bir uçak olacak.”
KAAN’ın tasarımında dış istasyonlar yerine gövde içi silah yuvalarının tercih edilmesi ve radar yansımalarını azaltan şekillendirme yaklaşımı, 5. nesil savaş uçağı konseptinin temel bileşenleri arasında yer alıyor.
KAAN insansız sistemlerle birlikte görev yapacak
TUSAŞ’ın açıkladığı konsept doğrultusunda KAAN’ın gelecekte yalnızca pilotlu bir savaş uçağı olarak görev yapması planlanmıyor.
Platformun ANKA-3, Süper Şimşek ve diğer insansız unsurlarla birlikte görev gerçekleştirebilecek “Loyal Wingman” mimarisine sahip olması hedefleniyor.
Bu yapı kapsamında KAAN’ın çevresindeki insansız hava araçlarına görev dağıtımı yapabilmesi, keşif ve taarruz görevlerini paylaşabilmesi amaçlanıyor. Böylece pilotun iş yükünün azaltılması ve ağ merkezli harekât kabiliyetinin artırılması hedefleniyor.
KAAN’da seri üretime giden süreç
KAAN, 21 Şubat 2024’te ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi.
Program kapsamında ikinci ve üçüncü prototiplerin üretimi devam ederken, bu uçaklarda ilk prototipe kıyasla daha gelişmiş aviyonikler, yapısal iyileştirmeler ve görev sistemlerinin yer alması planlanıyor.
TUSAŞ’ın hedefi, test sürecinin tamamlanmasının ardından ilk seri üretim Block konfigürasyonunu Türk Hava Kuvvetleri’ne 2028–2029 döneminde teslim etmek.
Yerli TF35000 motorunun ise sonraki bloklarda KAAN’a entegre edilmesi planlanıyor.
KAAN Baş Mühendisi Emre Yaban’ın açıklamaları, Türkiye’nin milli savaş uçağı programında hedefin yalnızca yeni bir platform geliştirmek olmadığını; F-22, Su-57 ve J-20 ile aynı kategoride rekabet edebilecek yeni nesil bir hava üstünlük uçağının geliştirilmesinin amaçlandığını ortaya koyuyor.
Orijinal Haberi Görüntüle

