Suudi Arabistan’ın dev havayolu projesi, Boeing gecikmeleri ve Orta Doğu’daki kriz ortamıyla karşı karşıya
Riyadh Air, Boeing 787 teslimat gecikmeleri ve Orta Doğu’daki jeopolitik krizler nedeniyle zorlu bir lansman sürecine girdi. Suudi Arabistan’ın Emirates ve Qatar Airways’e rakip olarak kurduğu havayolu, premium yolcu pazarında güçlü bir çıkış hedefliyor.
Riyadh Air, daha ilk ticari uçuşlarını başlatmadan küresel havacılık sektörünün en karmaşık sınavlarından biriyle yüzleşiyor. Suudi Arabistan’ın Körfez havacılığındaki güç dengelerini değiştirme hedefiyle kurduğu şirket, Boeing 787 teslimatlarındaki gecikmeler ve Orta Doğu’daki güvenlik krizleri nedeniyle sancılı bir başlangıç sürecine sürüklendi.
Riyad yönetimi, 2023 yılında projeyi duyurduğunda hedef oldukça netti: Emirates ve Qatar Airways gibi küresel markalara doğrudan rakip olacak yeni nesil bir premium havayolu oluşturmak. Pandemi sonrası hızla büyüyen hava yolu talebi, yükselen bilet gelirleri ve Körfez taşıyıcılarının küresel etkisi bu projeye güçlü bir zemin hazırlamıştı. Ancak masadaki plan ile operasyonel gerçekler kısa sürede birbirinden ayrıldı.
Riyadh Air’in büyüme planı uçak teslimatlarına takıldı
Şirketin omurgasını oluşturacak Boeing 787-9 Dreamliner filosunun 2025 itibarıyla hizmete girmesi planlanıyordu. Fakat üretim ve sertifikasyon sürecindeki yavaşlama, Riyadh Air’in takvimini ciddi biçimde sarstı.
Kaynaklara göre ABD Federal Havacılık İdaresi’nin (FAA) yürüttüğü sertifikasyon süreçleri öngörülenden daha uzun sürdü. Özellikle yeni kabin konseptleri ve premium sınıf donanımlarına ilişkin güvenlik testleri, teslimat zincirini yavaşlatan temel başlıklar arasında yer aldı.
Riyadh Air cephesinden yapılan açıklamada yedi uçağın üretiminin tamamlandığı ve son sertifikasyon aşamasına ulaşıldığı belirtilse de, uçakların operasyonel kullanıma ne zaman hazır hale geleceğine ilişkin net tarih verilmedi.
Bu durum, yalnızca Riyadh Air için değil, Boeing’in geniş gövdeli uçak programları açısından da yeni bir baskı alanı oluşturuyor. 737 MAX krizleri sonrası daha hassas hale gelen denetim süreçleri, üretici ile düzenleyici kurumlar arasındaki ilişkiyi daha kırılgan bir noktaya taşıdı. Aynı baskının Boeing 777X programında da hissedildiği biliniyor.

Körfez havacılığı savaşın gölgesinde operasyon yürütüyor
Riyadh Air’in karşılaştığı sorun yalnızca uçak teslimatlarıyla sınırlı değil. Şirket, Orta Doğu’daki güvenlik krizlerinin hava taşımacılığını doğrudan etkilediği bir dönemde operasyon başlatmaya hazırlanıyor.
Bölgedeki gerilimler nedeniyle birçok Körfez havayolu uçuş iptalleri, rota değişiklikleri ve talep daralmasıyla mücadele ediyor. Etihad Airways, Emirates ve Qatar Airways gibi büyük taşıyıcılar, operasyon ağlarını yeniden şekillendirmek zorunda kaldı. Bazı havalimanlarında geçici operasyon kesintileri yaşanırken, hava sahası riskleri uçuş planlamasını daha maliyetli hale getirdi.
Özellikle uzun menzilli transit yolcu pazarında yaşanan kırılganlık, Riyadh Air’in hedeflediği premium segment açısından kritik önem taşıyor. Çünkü şirketin iş modeli büyük ölçüde Avrupa, Asya ve Körfez arasında aktarma yapan yüksek gelir grubundaki yolculara dayanıyor.
Lüks kabin stratejisiyle Emirates modelini hedefliyor
Riyadh Air’in en büyük iddiası, yolcu deneyiminde yeni bir marka algısı oluşturmak. Business class bölümünde sürgülü özel süit kapıları, tam yatabilen koltuklar, gelişmiş ambiyans aydınlatmaları ve büyük ekran sistemleriyle üst gelir grubuna hitap eden agresif bir premium strateji izleniyor.
Şirket şimdiye kadar en az 39 adet Boeing 787-9 siparişi verirken, ek 33 uçak opsiyonu da anlaşmaya dahil edildi. Ayrıca Airbus ile 100’ün üzerinde dar ve geniş gövdeli uçak için anlaşma yapıldı. Buna rağmen Riyadh Air filosunda henüz doğrudan teslim alınmış tek bir uçak bulunmuyor.
Şirketin bugün aktif olarak kullandığı tek 787, Riyad-Londra Heathrow hattındaki servis ve eğitim operasyonları için kiralanmış durumda.
Riyadh Air için asıl sınav şimdi başlıyor
Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu’nun en prestijli projelerinden biri olarak görülen Riyadh Air, yalnızca yeni bir havayolu değil; ülkenin turizm, lojistik ve küresel marka dönüşümünün vitrin projelerinden biri olarak kabul ediliyor.
Ancak havacılık sektöründe zamanlama çoğu zaman stratejinin önüne geçebiliyor. Teslim edilmeyen uçaklar, sertifikasyon baskısı ve bölgesel güvenlik riskleri birleşince Riyadh Air, gökyüzüne çıkmadan önce ağır bir stres testine girmiş durumda.
Körfez havacılığında yeni bir dev doğup doğmayacağını ise yalnızca filo büyüklüğü değil; kriz dönemlerinde sürdürülebilir operasyon kurabilme kapasitesi belirleyecek.
Kaynak: Havacılık Haberleri ve Savunma Haberleri | Airport Gündem

